Hassan Ansari’den notlar (2): Câhiz'in el-Osmaniyye kitabı ve İmamet konusundaki Şiî düşüncesinin otantikliği

Hassan Ansari’den notlar (2): Câhiz'in el-Osmaniyye kitabı ve İmamet konusundaki Şiî düşüncesinin otantikliği
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.

İmamiyye'nin ilk dönemlerine ait kelam literatürü, bilindiği üzere birkaç istisna dışında ne yazık ki yok olmuştur. Buna rağmen, daha sonraki kaynaklarda söz konusu eser ve kitaplardan aktarılanların yeniden kurgulanması (rekonstrüksiyonu) yoluyla bu önemli mirasın sınırlı bir köşesine ulaşmak mümkündür. İmamiyye düşüncesine dair ipuçları bulmanın bir başka yolu da cedel (polemik) ve reddiye edebiyatına bakmaktır. Câhiz'in (ö. h. 255/m. 869) el-Osmaniyye adlı eseri, belki de Câhiz'in kendisinin dahi tahmin etmeyeceği bir şekilde, Şiî imamet düşüncesi üzerine araştırma yapan araştırmacılara en önemli hizmetlerden birini sunmaktadır.

 

Görüldüğü üzere bazı yazarlar, İmamiyye'nin “imamet”, “nass” ve “ismet” gibi birtakım konularla ilgili inançlarının Gaybet-i Kübrâ (Büyük Gaybet) dönemine ait olduğunu, bu dönemin yeni şartlarından etkilendiğini düşünmekte ve bu inançların Ehl-i Beyt İmamlarının (a.s.) hayatta olduğu dönemle (Asr-ı Huzûr) bağlantısını şüpheyle karşılamaktadır. Bu görüş elbette yanlıştır; zira İmamiyye inançlarının temel kökeni, huzur dönemindeki kelamcılara ve aynı zamanda İmam Bâkır ile İmam Sâdık'ın (a.s) öğretilerine dayanmaktadır. Ancak İmamet doktrini muhaliflerinin literatüründe bu hususa dair güçlü bir kanıt göstermek istersek, belki de Câhiz'in el-Osmaniyye kitabından daha önemli bir eser bulamayız. Câhiz bu kitabında "Revâfız"ın (Râfizilerin yani İmamiyye'nin) inançlarını Osmaniyye'nin inançlarının karşısına koyar.

 

Câhiz'in bu kitaptaki "Osmaniyye"den kastı, hicrî birinci yüzyıldaki Osmaniyye ile aynı değildir. Aslında o, kendi dönemindeki Bağdat Ehl-i Hadisi'nin bir kanadının görüşlerini bu kitapta "Osmaniyye" adı altında sunmaktadır. Onlar yalnızca ilk üç halifenin Hz. Emir'den (Ali) üstün (efdal) olduğuna inanmakla kalmıyor, aynı zamanda ilk asırdaki Osmaniyye'nin etkisiyle Hz. Emir'in beş yıllık hilafeti dönemindeki savaşlarını ve hatta ona edilen biati bile meşru görmüyor ya da bunlara şüpheyle yaklaşıyorlardı. Biliyoruz ki Ahmed b. Hanbel daha sonra "terbî" (halifelerin sayısını dörde tamamlama) düşüncesini gündeme getirerek bu duruma son vermiş ve en azından Hz. Ali'nin hilafetinin kabulünü Ehl-i Sünnet inancının bir parçası hâline getirmiştir. Buna rağmen aynı Ahmed b. Hanbel, birçok Sünnînin inancı olan Hz. Emir'in dördüncü sıradaki üstünlüğünü “Sünnet” çerçevesinde zorunlu bir inanç maddesi olarak vurgulamaya bile yanaşmamıştır. Bu durum, Me'mûn ve sonrasında, bilhassa da Mütevekkil döneminde Bağdat Ehl-i Hadisi'nin tutumunun ne derece Şiî karşıtı olduğunu göstermektedir.

 

el-Osmaniyye kitabı boyunca Câhiz, bu grubun inançlarını ortaya koymakta ve imamet, nass ve bunun gerekliliği, Hz. Emir'in üstünlüğü ve ayrıca O’nun katıldığı üç savaşta da haklı (musîb) olması hususlarında İmamiyye'nin delillerine karşı onların öne sürdükleri argümanları ayrıntılı bir şekilde aktarmaktadır. İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır. Kitap boyunca Câhiz'in, İmamiyye'nin yazılı kelam kaynaklarına ve –kesine yakın bir ihtimalle– Hişâm b. Hakem ile öğrencilerinin yazılarına erişimi olduğu; bu kitapta onların delillerini son derece ayrıntılı bir şekilde aktardığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu alıntılar, huzur dönemindeki İmamiyye kelam literatüründen günümüze ulaşan en önemli belgeler arasında yer almaktadır. Başka yazılarda da bunları incelemeye devam edeceğiz.

 

(7 Kasım 2019)

 

Prof. Dr. Hassan Farhang Ansari, İslam düşünce tarihi, felsefe, kelam (Mutezile, Zeydiyye, İmamiyye) ve İslam yazmaları alanlarında uzmanlaşmış bir akademisyendir. Geleneksel medrese eğitiminde içtihat makamına ulaşmasının ardından Tahran Üniversitesi (1993) ve Lübnan Üniversitesi'nde (1997) lisans, Paris Sorbonne-EPHE'de (2009) doktora eğitimini tamamlamıştır. Kariyeri boyunca Tahran Büyük İslam Ansiklopedisi Merkezi (1989-2002) ve Berlin Hür Üniversitesi'nde (2005-2013) araştırmacı olarak görev yapan Ansari, 2013 yılından bu yana Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde (IAS) daimi üye ve misafir profesör olarak çalışmaktadır. Önemli eserleri arasında Studies in Medieval Islamic Intellectual Traditions (2017), L'imamat et l'Occultation selon l'imamisme ve eş editörlüğünü yaptığı Accusations of Unbelief in Islam: A Diachronic Perspective on Takfir bulunmaktadır. Kendisi ayrıca Sabine Schmidtke ile birlikte "Zaydi Manuscript Tradition" projesini yürütmekte ve Brill tarafından yayımlanan Shii Studies Review dergisinin yönetici editörlüğünü üstlenmektedir.

 

 

Kaynak: https://ansari.kateban.com/post/4261

 

 

Çeviri: Medya Şafak