ÖZEL: Yenilgici Düşünceye Yanıt (3): Yenilgici Düşünce Olarak Bireycilik

ÖZEL: Yenilgici Düşünceye Yanıt (3): Yenilgici Düşünce Olarak Bireycilik
Biz Araplar, hükümetler olarak tavır almaya cesaret edemediğimiz bir noktaya geldik ve bireysel tavır alanları da mantıksız ya da deli saymaya başladık. Filistin söz konusu olduğunda bunu yapıyoruz ve kuşatma altındaki Arap devletleri meselesinde de aynı şekilde davranıyoruz. Üstelik bunu tüm Arap ülkelerindeki diktatörlük rejimleriyle mücadele konusunda da yapıyoruz.

 

 

Biz Araplar, hükümetler olarak tavır almaya cesaret edemediğimiz bir noktaya geldik ve bireysel tavır alanları da mantıksız ya da deli saymaya başladık.

 

Filistin söz konusu olduğunda bunu yapıyoruz ve kuşatma altındaki Arap devletleri meselesinde de aynı şekilde davranıyoruz. Üstelik bunu tüm Arap ülkelerindeki diktatörlük rejimleriyle mücadele konusunda da yapıyoruz. KÜÇÜK DÜŞÜNME uyuşturucusuna bağımlı hale geldik. Bu illa korkaklık anlamına gelmese de, aynı derecede zayıflatıcıdır ve bu eğilimin sonucunda davamız zarar görmektedir.

 

Küçük düşündüğümüzde, maliyet ve faydalarımızı Arap veya Dünya Topluluğunun üyeleri şeklinde değil, yalnızca izole bireyler olarak değerlendiririz. İşte buna uygun bir mesel: Aç bir kurt bir köye gelir. Köyün çocuklarından birini yemek ister. Köydeki her hane, kendisini diğer hanelerden daha akıllı görerek, kurdu savuşturmak için dışarı çıkma RİSKİNDEN KAÇINIR, bunun yerine kurdun BAŞKASININ ÇOCUĞUNU seçeceğini umar.  Yani yapılacak en akıllıca şeyin bu olduğunu düşünerek hiçbir şey yapmaz!

 

Kurt BUGÜN başka birinin çocuğunu seçtiğinde, Allah’a şükreder ve bilgeliğiniz için kendinizi tebrik edersiniz. Ama kurt YARIN ya da ertesi gün sizin çocuğunuzu seçtiğinde, kurdu ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapmadığı için toplumu lanetleyeceksiniz. Komşuları lanetliyorsunuz ama kurdun devam eden yırtıcılığının kolektif sorumluluğundaki kendi payınızı asla görmüyorsunuz. Sonuç olarak, kurt HER GÜN BİR KÖY ÇOCUĞUNU daha kapıyor.

 

Bizim durumumuzda işler çok daha kötü bir hal aldı. Kurt geldiğinde, bazı "akıllı" köylüler diğer komşularının çocuklarını kurda atmaya başlıyorlar ki kurt kendi çocuklarını bulmadan önce onları yesin!

 

Bu hikâyenin arkasındaki ibret dersi, küçük düşünmenin hiç de akıllıca olmadığıdır. Tavır almak yapılacak en akıllıca şeydir. Buradaki sorun, hiç kimsenin kötü kurtla tek başına savaşamayacağıdır.

 

Sayı üstünlüğü bizde olduğundan, bu soruna benim naçizane çözümüm, başka hiçbir çocuğun kurda yem olmamasını garanti altına almak için 'komşuları' TOPLU OLARAK risk üstlenmeye ikna etmektir.

 

Birinin liderliği ele alması gerekiyor. Nasır öldüğüne ve çocuklarının çoğu da kurtlar tarafından yendiğine göre, geriye kim kalıyor? Size ne dersiniz?

 

 

Çeviri: Medya Şafak