Şehit Seyyid Hüseyin Bedreddin el-Husi: Yahudiler ancak İmam Ali’nin velâyetine tabi olanlar tarafından yenilgiye uğratılabilir
- Medyasafak.net
- EHL-İ BEYT OKULU
- 04.10.2026
“Yahudiler, gerçek anlamda ancak Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin komutası altında, İmam Ali'nin siyasi ve itikadi çizgisini takip edenlerin ve onun velâyetine tabi olanların liderliğinde yenilgiye uğratılabilir. Kur'an'ın şaşırtıcı hikmetlerinden biri şudur: Kur'an'da İmam Ali'nin velâyetinden bahsedilmesi..."
“Yahudiler, gerçek anlamda ancak Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin komutası altında, İmam Ali'nin siyasi ve itikadi çizgisini takip edenlerin ve onun velâyetine tabi olanların liderliğinde yenilgiye uğratılabilir. Kur'an'ın şaşırtıcı hikmetlerinden biri şudur: Kur'an'da İmam Ali'nin velâyetinden bahsedilmesi[i] [‘Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Resulü ve iman edenlerdir; onlar ki namazı kılarlar ve rükû halindeyken zekâtı (sadakayı) verirler.’(Maide, 55)] ve hemen ardından Resulullah'a bu velâyeti ilan etme emrinin verilmesi [‘Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliği görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.’(Maide, 67)], tam da Ehl-i Kitap bağlamında inen ayetlerin [‘Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli (dost ve müttefik) edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.’ (Maide, 51)] merkezinde gerçekleşir.
Bu uyarı, Kur'an'ın Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmekten, onların siyasi velâyeti altına girmekten sakındırmasının hemen ardından gelir. Zira Müslüman toplumları zillete düşürecek ve onları parçalayacak asıl darbe budur. Nitekim günümüzde tecrübe edilen siyasi ve sosyolojik gerçeklik tam olarak budur: Müslümanların, Yahudi ve Hıristiyanların müttefikliğine yönelmesi. Bugün Arap devletleri Amerika'yı dost edinmiyor mu? Onlar Amerika ve İngiltere'yi müttefik olarak benimserken, aynı Amerika da İsrail'i dost sayıyor. Böylece dolaylı olarak Yahudilerin ve Hıristiyanların velâyeti altına giriyorlar. Bu tarihsel ve sosyolojik denklemde nasıl zafer kazanabilirler? Allah'ın yardımına nasıl nail olabilirler? Kuşkusuz Allah, nusretini yalnızca kendi evliyasına ve O'nun hidayet çizgisi üzerinde yürüyenlere bahşeder: ‘Kim Allah'ı, Resulünü ve iman edenleri veli edinirse, şüphesiz galip gelecek olanlar Allah'ın hizbidir (taraftarlarıdır).’ (Maide, 56)”
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Kiin1MbOCew
Medya Şafak
[i] Maide Suresi 55. ayetinin (Velâyet Ayeti) nüzul sebebinin (esbâb-ı nüzul), İmam Ali'nin namazda rüku halindeyken yüzüğünü bir ihtiyaç sahibine sadaka olarak vermesi hadisesi olduğu, klasik Ehl-i Sünnet tefsir ve hadis kaynaklarında da aktarılır. Ehl-i Sünnet müfessirleri ve muhaddisleri, farklı isnad zincirleriyle bu rivayete eserlerinde yer vermişlerdir.
Öne çıkan Ehl-i Sünnet kaynakları şunlardır:
- Taberî: Câmiu'l-beyân fî te'vîli'l-Kur'ân adlı eserinde, ayetin nüzul sebebi olarak bu hadiseyi farklı rical zincirleriyle (İbn Abbas, Mücahid, Süddî ve Utbe b. Ebu Hakîm kanallarından) nakleder.
- Vâhidî: Kur'an ayetlerinin iniş sebeplerini inceleyen temel başvuru eseri Esbâbü'n-Nüzûl'da, ayetin İmam Ali'nin rükuda yüzüğünü tasadduk etmesi üzerine indiğini kaydeder.
- Fahreddin er-Râzî: Mefâtîhu'l-Gayb (Tefsîr-i Kebîr) adlı eserinde bu rivayeti işler. Ayetteki çoğul ifadenin ("ellezîne / onlar ki") tekil bir şahıs olan İmam Ali için kullanılmasının, Arap dili ve belagatı açısından taşıdığı tazim (yüceltme) anlamını dilbilimsel olarak inceler.
- Zemahşerî: el-Keşşâf tefsirinde ayetin İmam Ali hakkında indiğini zikreder. Çoğul kalıbının kullanılmasını, diğer müminleri de benzer bir ahlaki cömertliğe teşvik etme amacına bağlar.
- Kurtubî: el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân adlı fıkhi tefsirinde olayı aktarır. Metin üzerinden, rüku halindeyken yapılan bu tür az bir hareketin (amel-i kalîl) namazı bozmayacağına dair fıkhi bir çıkarım da yapar.
- Süyûtî: Rivayet tefsiri alanındaki ansiklopedik eseri ed-Dürrü'l-Mensûr fi't-Tefsîr bi'l-Me'sûr'da, İbn Merdûye, Taberani ve Ebu Nuaym gibi muhaddislerin eserlerinden derlediği senedlerle hadiseyi aktarır. Ammar b. Yâsir, Ebu Zer el-Gıfârî ve İbn Abbas gibi sahabilerden gelen isnad yollarını listeler.