slogan
     

"Katar ve Suudi Arabistan Esir’in Suçlarından Sorumludur"

3 Temmuz 2013 Çarşamba

"Lübnan askerlerinin dökülen kanı Suudi Arabistan ve Katar’ın ve bunlara ilaveten Esir’in plan yaptığını bilen ve sessiz kalanların ellerindedir. Bu sebepledir ki, onlar ve müttefikleri Hizbullah’ın kapısının önünde gerçekleşen bütün bu musibetlerden sorumlu tutulabilirler."

İbrahim Emin

El Ahbar 

Selefi Şeyh Ahmed el-Esir'in güney Lübnan'daki Sayda şehrinde bir mezhep savaşı tutuşturma teşebbüsünün püskürtülüşünden kısa bir süre sonra, Batılı, Körfezli ve 14 Mart'tan destekçilerinden bir koro, silahlı ve tehlikeli bir grup olarak telakki ettikleri Hizbullah'a çevirmek için silahlı kuvvetlere yönelik “dikkat” çağrılarını yükseltti.

Ama bu kuvvetler Sayda'daki kanlı patlamaya öncülük edenin ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorlar mı? Ordu soruşturması muhtemelen Esir'in ordu kontrol noktalarına saldırılarının önceden planlandığını ve Haret Sayda'nın Şii mahallesine komşu alanı hâkimiyet altına almayı amaçladığını gösterecektir.

Her ne kadar Esir ordunun cevabını yanlış hesap etmiş olsa da, bu hâkimiyet planı Şeyh'in milislerini Hizbullah ile karşı karşıya getirmeyi hedefledi. Bunun ardından Gelecek Partisi ve İslami Cemaat (El- Cemaa el- İslamiya – Lübnan'ın Müslüman Kardeşleri) ittifakı devreye girecek ve Direniş'e karşı büyük bir politik başarı olacağına inandıkları şeyin semeresini toplayacaktı.

Suudiler ve Katarlılar gibi Esir'in ardındaki diğer güçlerin bazılarına gelince, gerçekte bu radikal şeyh kendi yoluna sahip olsa da -ki bu, böylesine büyük sayıda Lübnanlı ordu yetkilisi ve askerine saldırıp öldürmek için birçoğuna intihar eylemi olarak görünen saldırıyı gerçekleştirme sebebini açıklayabilir-  onun planını uygulamada başarılı olacağına dair büyük umutları vardı.

Sayda'daki olaylara dair Suudi hükümeti tarafından yayımlanan, “ciddi endişe” ifade eden ve “tüm tarafları çatışmaya son vermeye ve gerilimin yükselmesini engellemeye” çağıran açıklamaların bazılarını misal olarak alın.

İlk bakışta, insan, bu gibi bir açıklamanın Gelecek Hareketi tarafından yazıldığını düşünecektir. Bu çatışma sanki iki silahlı grup arasındaymışçasına, açıklama, ateşkes çağrısıyla Esir'in saldırılarına tepki gösterdi. Suudiler Lübnanlı ordu personelinin öldürülmesini kınayan bir tek cümle bile kullanmadılar.

Gerçekte, Ahmed el Esir geçen yıl farklı şekillerde tekrarlanan daha kapsamlı bir planın parçasıydı. Ancak Suriye'den gelen kötü haber dalgası –rejim bazı cephelerde ilerleme kaydediyordu-  erken harekete geçmelerine sebep oldu.

Lübnan askerlerinin dökülen kanı Suudi Arabistan ve Katar'ın ve bunlara ilaveten Esir'in plan yaptığını bilen ve sessiz kalanların ellerindedir. Bu sebepledir ki, onlar ve müttefikleri Hizbullah'ın kapısının önünde gerçekleşen bütün bu musibetlerden sorumlu tutulabilirler.

medyasafak.com

Öne Çıkan Haberler

ÖZEL: Hizbullah'ın Suriye ve Irak'ta şehit düşen 12 efs

hizbullah-dvd-12.1-fawzi-ayyoub.jpg

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg