slogan
     

İran ve Hizbullah ile savaşın ABD ve Siyonistlere maliyeti ne olur?

14 Eylül 2018 Cuma

Dimona Nükleer Tesisi ve Hayfa’daki kimyasal silah fabrikaları Hizbullah ve İran füzelerinin menzili içindedir. Tel Aviv üzerinde bir nükleer mantar bulutu ya da Hayfa’da bir zehirli gaz sızıntısı düşünün. İsrail’in nükleer ve kimyasal silahları kendi boynundaki değirmen taşlarına dönüşmüştür.

 

 

Editör

 

 

crescent.icit-digital.org

 

 

Askeri kuvvet tehdidi genelde kullanılmadığı sürece etkilidir. Bir kez buna başvurulduğundaysa saldırgan tarafın maddi avantajı ve ateş üstünlüğü yaygın bir çatışmada ikincil bir önem oynar hale gelebilirler. Bunun örnekleri çoktur.

 

ABD bunu Vietnam ve Irak'ta zor yoluyla öğrendi ve şimdi de aynı dersi Afganistan'da alıyor. Siyonist İsrail de 2006'da Lübnan'da Hizbullah karşısında ateş gücünün sınırlarını keşfetti. İki şeytani rejim ABD ve Siyonist İsrail, mükerrer yenilgilerine rağmen, şimdiye dek karşılaştıklarından çok daha korkunç bir düşman olan İslami İran'ı bugünlerde niçin tehdit ediyor? Eski alışkanlıkların kolay ölmedikleri iyi bilinir. Tehdit ve kabadayılığa emperyalist ve Siyonistler adet etmiştir. Zayıf düşmanları karşısında vahşi kuvvete başvurmada çok acelecidirler. Sık sık burunları kanayan Amerikalılar bugünlerde yaptırımlar ve parasal manipülasyonlar aracılığıyla ekonomik savaşa girişiyorlar. Siyonistler de ne zaman kaşınsalar Gazze'nin iki milyon nüfusluk halkına saldırma yoluna gidiyorlar.

 

İslami İran karşısında giderek şiddetlenen savaş histerisi bağlamında, muhtemel savaş senaryosunun bir an için neye benzeyeceğini düşünelim. Fakat önce Rehber İmam Seyyid Hamaney'in geçen ay dediği şeye işaret etmemiz gerekiyor. O, Donald Trump'ın teklifi sonrasında ABD ile herhangi bir şekilde görüşme yapılmasını seçenek dışı kılarken savaş ihtimalinin olmadığını da belirtti: “Savaş olmayacak ve ABD ile müzakereyi de yasaklıyorum.” Rehber'in ABD ile müzakereleri reddi sağlam bir akıl yürütmeye dayanıyor: Sam Amca ne dürüsttür ne de güvenilir. Yalan ve aldatma ABD'nin DNA'sının bir parçasıdır. 

 

Savaş ihtimaline dönecek olursak, İsrail ve / ya da ABD'nin Hizbullah ya da İslami İran'a saldırdığını varsayalım. Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani Trump'ın tehditlerini ABD'ye yaptığı “Savaşı sen başlatabilirsin ama onu biz bitireceğiz” uyarısıyla cevaplamıştı. Amerikalılar ya da Siyonistlerin aksine İranlılar boş tehdit savurmuyorlar. İnsanlar unutmuş olabilir, bu ay (Eylül) Irak'ın İran'ı işgalinin 38. yıldönümü. İran kendisini sekiz yıl boyunca Arap rejimleri ile Batılı destekçilerinin ve ilaveten Sovyetler Birliği'nin birleşik gücü karşısında tek başına savundu. Bu epik savunma her İranlının zihnine kazınmıştır.

 

Peki öyleyse ABD-Siyonist tehditlerini ne yapacağız? Pek çok İsrailli, bunlar arasında özellikle de sabık komutanlarından General Ehud Barak İsrail'in 2006'da Hizbullah karşısında savaşı kaybettiğini itiraf etmiştir. Bugün Hizbullah'ın füze cephaneliği 2006 yılına oranla daha da büyümüştür -çoğu tahminlere göre 130,000. Ve en muhtemel senaryoya göre İsrail'in Demir Kubbe savunma sistemi füzelerin sadece %70'ini durdurabilecek. Yani füzelerin %30'unun isabet kaydetmesi halinde bu durum yaklaşık 39,000 füzenin İsrail'e yağacak olduğu anlamına geliyor. 

 

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, İsrail'in 2006'daki gibi Lübnan'ın sivil altyapısına saldırması durumunda Hizbullah'ın misillemede bulunarak İsrail şehirlerini vuracağı uyarısında bulunmuştu. Hizbullah füzelerinin Tel Aviv, Hayfa ya da Batı Şeria'ya dağılmış yasadışı kolonileri vurduğunu düşünün. Buralar cehennem gibi olur. Geçtiğimiz Temmuz ayında İsrail'in Suriye'deki bir askeri üssü bombalaması sonrasında Suriye, İşgal Edilmiş Golan Tepeleri'ne füzeler fırlatarak karşılık vermiş ve Siyonist yerleşimcileri telaşla sığınaklarına doluşturmuştu. İsrail de Rusya'ya koşarak Suriyelilerden üslerine daha fazla saldırmama sözü alması için Ruslara yalvarmıştı.

 

İsrail ciddi biçimde kırılgandır. Dimona Nükleer Tesisi ve Hayfa'daki kimyasal silah fabrikaları Hizbullah ve İran füzelerinin menzili içindedir. Tel Aviv üzerinde bir nükleer mantar bulutu ya da Hayfa'da bir zehirli gaz sızıntısı düşünün. İsrail'in nükleer ve kimyasal silahları kendi boynundaki değirmen taşlarına dönüşmüştür.

 

Siyonistler korkaktır. Zayıf ve karşılık veremeyecek düşmanlarına saldırırlar. Hem İsrail hem de ABD düşman altyapısını yok edecekleri ve sonrasında ateşkes çağrısı yapacakları kısa ve keskin savaşları tercih ederler. Savaş iki haftadan fazla sürerse başları belada demektir. Emperyalistler ve Siyonistlerin saldırmaları durumunda Hizbullah ve İran onlara savaşın süresini tayin etme fırsatı vermeyeceklerdir.

 

Bugün İsraillilerin %90'undan fazlası çifte vatandaşlığa sahiptir. Bu oran 2006'da sadece %35 idi. Bu durum artık hükümet ya da ordularına güvenmediklerini gösteriyor. Haftalarca süren elektrik, su ve gıda kesintileriyle bomba sığınaklarına doluşmak çok eğlenceli değildir. Başka yerdeki yeşil meralar varken İsrail gibi berbat bir gettoda niye yaşasınlar ki?

 

Trump ve Netanyahu, dikkatli olun, hem de çok dikkatli. İran ya da Hizbullah'a saldırmayı rüyanızda bile görmeyin, özür diletilerek uyandırılabilirsiniz. Fakat bu sizin kalın postlarınızı kurtarmayacaktır.

 

 

Çeviri: Medya Şafak

 

 

Öne Çıkan Haberler

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg

ÖZEL: FHKC Siyasi Büro Başkanı Semir Loubani, Filistin

C7rqqs3XQAEqSTZ.JPG

ÖZEL: Enis Nakkaş Medya Şafak'a konuştu

thumbnail_17424786_10155120138019666_3732111168710872410_n.jpg